Midemi bulandırıyor okuduklarım.. Medya patronlarından,Büyük şehirlerin büyük iktidar ortaklarından bahseden kitaplar.. Küresel krizden sürüp giden buhranların açıklamalarından can sıkıntıları çıkıyor çeşit çeşit...
Bilmek .. Yeter mi bilmek? Bilmek yetmiyor...
Yeni çağda kapitalizmin en büyük silahlarından biri bu..Bilmenin yetmediğini acıtarak öğretiyor...
Asıl olan ilişkiler haline dönüşüyor.. Gemisini yürüten kaptanların omuz omuza buluşması.. Kar amacıyla toplanmış kalabalıkların kendilerini havuzlarda bulana kadar içmeleri.. İlişkiler üzerine kurulmuş bir hayat haline dönüşüyor her şey...
Açabildiğin kapılar, görüşebileceğin kişiler temelde hepsi sermayenle sınırlı bir hale geliyor..
Köpekleşerek kuvvetlenip,akan nehirden doldurduğun birikimin ve yükselişin seni bir yerlere dek getiriyorsa,milyon dolarların içerisinde yüzer hale gelmişsen, sermayen binlerle ifade edilen kalabalığın tamamının ötesine geçmişse bunun tılsımı olmalı..
Gözümün önünde bir resim canlanıyor... Bir fabrika geliyor aklıma bir anda bir kazan patlıyor örneğin fabrikanın içinde.. Patlayan kazandan dökülen kaynar sularla yanan bir işçi düşünüyorum.. Sıcak suyun yakarak öldürdüğü bir can..
Yada bir bombanın düşmesiyle toz duman olmuş bir bina çökerken kan göllerinin arasında yalın ayak ağlayarak gezen bir kız çocuğu geliyor gözümün önüne...
Açlıktan yürümekte güçlük çeken bir bebeğin parçalamak için bekleyen Akbaba yada...
Cehennem nedir ? Nedir cehennem ? Bundan ötede bir hal mi ?
Aynı fabrikanın diğer yanını düşünüyorum sonra..
Tropik bir adada güneşli bir gökyüzünün karşısında sahile uzanmış bir patron geliyor aklıma.. İki yanında ellerine yelpaze almış fıkır fıkır kızlar..
Cennet bu değil mi?
O bombayı ürettirip ticaretini yapan tüccarı düşünüyorum sonra...
Şampanya patlarken arkada çalan müzikle beraber eğlenen kalabalıkları...
Amaan adam sende böyle eğlenilesi bir zamanda bile bunları düşünmek de ne ? diyenler geliyor sonra aklıma... Bu soruya maruz kalan ,hayatları bu soruya sıkışmış küçük burjuvalar... Onların özenti keyifleri geliyor... Kurtuluşlarına çabaları...
Piyango oynayan insanlar.. Çarklardan düşen toplardaki numaralarla hayatları değişsin isteyen kalabalık.. O kalabalık artıyor... O kalabalık arttıkça, hep aynı şey olmuyor mu?
İnsanın maymun olduğu aşikar.. Diğer maymunlar gibi hep güçlüye doğru eğilen insanlar kesin bir maymun...
Belki de insanlaşma süreci soysuzlaşmanın ta kendisi..
İsyan Ulaş Şahiner

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder