3 Ağustos 2018 Cuma

Rüzgar


Usta bana bir şiir yaz…
Tüm gözyaşlarına denk düşer mi sözlerin.
Ya da kürsüde ağaların söylediklerine küfür yerini tutar mı okuduğumda?
Sen hep sevda sözleri okuyorken kulağıma
Usta bana bir şiir yaz…
Tüm isyanlara denk düşen…
Krizantem deme şimdi
Krizler yaşıyor her kuruşum cebimde
Çiçekli bahçeler deme ya da deli sevdalar
Bak çocuklar bilgisayarda sevişiyorlar artık..
Usta bana bir şiir yaz.
Gırtlağımıza kadar taşmış
Kandan İrinden deryalar…
O yazdığınla bir gemi yapalım kendimize..
20.12.2018......

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Umutlar ve realite.....19.12.2017

"Hayallerinizin peşinden gidin ve hiç vazgeçmeyin...."
Her başarı hikayesinin sonunda okura verilen öğüttür bu.. Onlar hayallerinin peşinden gitti ve başarılı oldular... Onlar istedi ve gerçekleştirdiler... Mutlu oldular....Hayaller , mücadele ve başarı... Mutlu son..
Umut insanı ayakta tutan ve dinamizmini diri tutan şey...
İçinde yaşadığımız işleyişin sonunda şöyle deselerdi daha mı iyiydi ?
Hasan alt gelir grubunda bir ailenin çocuğuydu...Zor şartlara rağmen dişinden tırnağından eksiltti okumaya çalıştı... Sonunda ziraat mühendisi oldu.. Babası işsiz...Anası ev hanımı...Hasan azmetti yılmadı ...Okul biter bitmez askere gitti ve dönüşünde kpss sınavına girdi ..Sınavdan aldığı puan yüksekti lakin mülakatlarda bir tanıdık referansı olmadığı için bir işe giremedi...
Şimdi borç harç yaptırdığı demir arabayla çöpten kağit ve hurda topluyor.. Fakat yeni gömme sistem çöp kutuları kazancını azalttı...
Yada şöyle desinler..
Arzu uzun yıllar süren eğitiminin sonunda öğretmen oldu .Lakin bölümünde kadro yok...Evde beklerken annesinden öğrendiği el örgüsüyle ördüklerini pazarda satmaya çalışıyor...
Cemil astronomi ve uzay bilimleri okudu.. Bulduğu üç beş öğrenciye matematik ve fizik özel dersi vererek iyi kazanıyor...
Bu örnekler bile marjinal, görece şanslı, sistemde bir şekilde çıkış yollarına ulaşmış örnekler...
Şuna ne demeli...
Hacer köyde doğmuş akıllı bir kızdı... Lakin ana babası evde kardeşlerine baksın diye okutmadı..Ondördünde evlendirildi...
Kendine sorulan sorulara cevap vermektense büyükler ne derse kabul etmeyi tercih ediyor...
Mikembe sahra altı afrikada yaşayan bir çocuk... Köyünde içme suyu yok.
Her geçen gün kilo kaybederken en yakın okul köye yirmi kilometre mesafede...
Yada
Akira 11 yaşinda filipinli kız çocuğu..
Muhtemelen gelecek günlerde avrupa yada amerikalı bir iş adamına bekaretini vererek karnını tok tutacak...
Uyandığında böbreklerinin çalındığını fark eden
Latin amerikalı çocuklar var bir de....
Kapitalizm realitede umutları öldüren , çemberleri daraltan, adaleti yok eden bir mekanizmadır... Öncelikle yapısı sermayenin akümülasyonu , yoğunlaşması üzerine ve buna bağlı pazar hakimiyetine dayalı olduğu için ,yığınların çemberini daraltır...
Bu gerçeği kamufle etmek için umudu diri tutmak zorunda... Milyarlarca insanı manüple etmenin başka yolu olamaz...
Anadoluda bir söz varmış...
"Çamurda mı, dep gitsin..."
Bu çamur sistemin sizin tekmenize değil bu sistem içinde diri kalan umutlarınıza ihtiyacı var...
Siz gelin bir depik de şu adi sisteme atın...Hiç olmazsa hayallerinizde..
Diri tutmak istediğiniz umudunuz bireysel kurtuluşlar üzerine değil, daha adil, daha güzel bir dünya üzerine olsun.....

Ümit....16.03.2018

Nereye dönsem yüzümü
Öyle bir hale bürünmüş ki hayat
Kokusu geliyor burnuma sanki
Az ötede bir kadavra gibi öylece duruyor...
Oysa güzel bacaklı kızlar geziyor orda burda
Etekleri dizleri üstünde...
Benimse göğsümü dört yaşında bir çocuğun gelecek kaygısı sıkıyor...
Gençliğin saf , temiz, kariyer planları
Tuz buz olmuş
Cam parçaları gibi saçılmış orta yere
Hayaller patronların dişlerinin arasında yemek kırıntısı..
Umut bitmeyen ekmek...
Ne güzel yalanlarla büyütüyorlar değil mi?
Pembe gelecek resimleri ,hikayeden kalkınma naraları,
Güzel günler hep yakında falan filan...
Ne büyümez ekmekmiş bu kardeşim
Ne doymaz bir işkembeymiş bunlardaki..
Nereye çevirsem yüzümü
hüznü katılaşmış donuk gözler görüyorum çevremde
Alışılmış bir çaresizlikle bunalmış hayatlar..
Oysa güzel bacaklı kızlar geziyor orada burada..
Son model arabalarda filmlerden çıkma gran tuvalet çocuklar..
Benimse göğüs kafesimde çoğul çarpan bir kalbin inancı alevleniyor..
Ümit bitmeyen ekmek...

Bitmeyen son yazılar.....26.03.2018

Bugün burada son kez bir yazı yazıyorum...
Son kez yazmamın sebebi sadece bir tek soru...
Hafta Sonu aklıma gelen bir tek soru bugün burada gerçekten son kez bir yazı yazmama sebep oldu...
Bir çok şeyi bütün açıklığıyla görmeme ve anlamama sebep olan bir tek soru?
Bu soruyu kendime sormakla kalmayıp etrafımdaki bir çok insana sordum.. Aldığım cevaplar çok çarpıcıydı... Sormaya da devam ediyorum...
Burada yazdığım onca yazıyı en fazla iki yüz kişi üç yüz kişi okudu şimdiye dek...
Yani biriktirdiğin ve okuduğun bunca şeyin sonunda yazdığın iki paragraf düşünce bile bu kadar gelişmiş iletişim araçlarının olduğu yerde tepede üç yüz kişiye ulaşıyor...
Bunların kaçı yazdığını okuyor ? kaçı düşünceni paylaşıyor ? muamma....
Hayat akıp gidiyor...
Mahkumlaşıyoruz...
Gelelim sorduğum o bir tek soruya....
Soru şuydu
" Şayet bugün mevcut hayatımızın içerisinde yöneten mekanizmanın başındaki kişi , iktidarın başındaki şahıs ben olsaydım , kendi yönettiğim bir ekip ve bir siyasal partinin başkanı olsaydım , ne yapsam, nasıl bir karar alsam ,hangi uygulamayı yapsam ki beni iktidara taşıyan kitle ,dönüp "ya nasıl bir adamı yönetici seçmişiz? nasıl bir iktidarı başımıza getirmişiz ki? desin...
Ben ne yapsam ,beni iktidara taşıyan kalabalık benden kurtulmanın yollarını arar ?
İşte bu paradoksal soruya kendimce verdiğim yanıt ve çevremdekilerden aldığım cevaplar bugün itibariyle beni çok gerçekten farklı bir noktaya taşıdı...
Asıl meselenin ne olduğunu fark ettim...
Herkes her şeyin farkında....
Benim kendime ve çevreme sorduğum bu soruyu siz de kendinize sorun....
Ne olsa ,ne gerçekleşse bu hayatı , bu gidişi, bu yazıyı değiştirmek için harekete geçer insan ?
Bir sebep var mı?
Bir sebebe ihtiyaç var mı?
Bu soruya somut bir cevap varsa da yoksa da her iki durumda da benim buraya gelip de bir şeyler yazmamın bir anlamı kalmadı benim için....
Okul öncesi yaşta bir çocuğa asker elbisesi giydirip " sen de şehit olacak mısın ? " diye sorulan bir ülkede,
üniversite mezunu tonla insanın çöp karıştırıp evine ekmek götürmeye mahkum olduğu bir ülkede
adaletin , liyakatin , bilimsel eğitimin, sağlığın, ortak yaşamın iflas ettiği bir hayatta
rahatsız olunan bir şey yoksa
yazmanın zamanı geçmiş...
Artık başka bir şeye başlamalı...

Bir Film.................6.04.2018

Avucunda eski bir aşkın hatırası kuru gül yaprakları gibi narin bir hayat...
Oysa bıçkın bir delikanlıydın severken...
Sanırsın ki ardında bir rüzgar bırakıyor bedenin yürürken, düş...
Ölmüş bir babanın omzuna koyduğun başın yeri eksik...
Ne menem şeymiş şu gövdemde kozalanan acı..
Şimdi kulağında bir yokluk uğulduyor...
Ne garip
insan bu ,
her şeyi unutur..
Bir bakarsın en beklenmedik şey hep seninle...
Ağzından ağzına su içirmiştir mesela..
Çıkıp gömleğini giymiştir örneğin..
Üstünde senden kalan bir tüy tanesi
bir bakarsın yıllar sonra
kafanda
öyle bir anda tuz buz olmuştur her şey...
Aşk ölmez deme ölür...
Uçmaz deme uçar , güvercindir...
Gözyaşları düşer yanaklardan
hayat ıslanır...
Gençlik uçar gider..
Hayat geçer gider...
Aşk bitmez deme biter...
Hayat kafanda kalan bir film şerididir sadece...

Birlikte hep birlikte.... 29.05.2018

Birlikte hep beraber en dibini göreceğiz hayatın... Çığlıklarımızı, haykırmalarımızı duymazdan gelip aynı sınıfta olduğumuz halde bizi duymazdan gelenler, yağmadan payına bir şeyler devşirmeye çalışanlar, sırtını hep güçlü görünene dayayıp gemisini yüzdürmeye çalışanlar...
Birlikte göreceğiz en dibini hayatın...
Bizi zor hayatlara mahkum ettiniz. Köpek balıklarının içine atıp, aşımıza ekmeğimize göz koydunuz...
Ömrü hayatımda öğrendiğim ilk şiirin, daha bir çocukken hafızama kazıdığım o şiirin , tüm cümlelerini yaşatarak öğrettiniz...
Sizler engerekler ve çiyanlarsınız ..
Sizler aşımıza ekmeğimize göz koyanlarsınız..
Tanıyarak büyüdük sizleri...
Koskoca bir ülkeyi, on beş yılda sata sata bitiremediğiniz ülkeyi, 450 milyar dolar dış borca getirdiniz...
Mühendisleri, öğretmenleri, nitelikli yüzbinlerce genci zor hayatlara , hak etmedikleri hayatlara mahkum ettiniz..
Kendi mongollarınızı semirttirdiniz...
Bunları unutmayacağız...
Çektiğiniz vatan millet naralarından payımıza düşen hasan İzzettin Dinamo'nun iki cümlesidir...
"Vatan! Binbir yamalı giyineği içinde tozlu gurbet yollarına diziliş
Vatan ! Bir lokma ekmek için on sekiz saat iş"
Bu sefil hayat ne zaman bitecek biliyor musunuz ?
Zalimin zulmünü göre göre susan dilsiz şeytan olmaktan vaz geçtiğimiz zaman..
Yetimin , doğmamış çocuğun bile hakkına göz dikmekten utandığımız zaman..
Yanı başımızda müslüman din kardeşimiz dedikleri bir sürü insanın hayatını para için , iktidar için yok ettiklerini anladığımız zaman..
Din satmayı bırakıp gerçekten namuslu dürüst insanlar olduğumuz zaman..
Hep birlikte uyandığımız zaman
ama
hep birlikte..

Ein Gedicht, Eine Erinnerung...

Als Ich an der Uni war , ganz zufallig bei Meiner Deutschen Unterricht habe İch mir mit diesem Gedicht von Brecht getroffen..
Obwohl İch viele Gedichte von Brecht damals gelesen hatte, dieses Gedicht wusste ich nicht...
Nach Jahren Wegen der Aktuellen Ereignissen hatte ich noch mal an mich das Gedicht erinnert...
Es ist eine Verantwortung für einen Mensch, besonders für einen İntellektuelle..
Es ist seine Verantwortung, jedem Lebewesen in unserer Zeit einen Intellektuellen zu bezeugen....
In diesen Rahmen biete Ich dieses Schönes Gedicht an İhrer Interesse...
Viel Vergnügen...
"Die Bücherverbrennung
Als das Regime befahl,
Bücher mit schädlichem Wissen
Öffentlich zu verbrennen, und allenthalben
Ochsen gezwungen wurden,
Karren mit Büchern
Zu den Scheiterhaufen zu ziehen, entdeckte
Ein verjagter Dichter, einer der besten, die Liste der
Verbrannten studierend, entsetzt, daß seine
Bücher vergessen waren. Er eilte zum Schreibtisch
Zornbeflügelt, und schrieb einen Brief an die Machthaber.
Verbrennt mich! schrieb er mit fliegender Feder, verbrennt
mich!
Tut mir das nicht an! Laßt mich nicht übrig! Habe ich nicht
Immer die Wahrheit berichtet in meinen Büchern? Und jetzt
Werd ich von euch wie ein Lügner behandelt! Ich befehle euch,
Verbrennt mich!
Berthold Brecht.. "